Fransa sokakları bir kez daha öfkenin, sloganların ve barikatların gölgesinde sarsılıyor. Bugün banliyölerden üniversite amfilerine, meydanlardan kentin çeperlerine taşan gençlik öfkesi, dönemsel bir sosyal kriz gibi görülse de aslında olup bitenler, tarihsel kökenleri olan bir sosyal çalkantıya işaret ediyor. Fransa’da gençlik, statükoyu sarsma ve toplumsal dönüşüm fitilini ateşlemede hemen her zaman en ön saftaki özne olmuştu.
Öte yandan, Fransa’daki tarihsel ‘direnişçi damar’, müesses nizamı sarsma iddiası taşısa da hemen her defasında işlerin toplumsal ahengi bozma, yakıp yıkma, yağma özgürlüğüne yol açması ise sıklıkla ‘şımarıklık’ eleştirileriyle de karşılanmıştı.
GALYA DİRENİŞİNDENDEN ÇIKAN ÇİZGİ ROMAN: ASTERİKS
Fransız Devrimi’nin fikir babalarından Denis Diderot, Jean le Rond D’Alembert ve Louis de Jaucourt tarafından kaleme alınan -bugünkü ‘ansiklopedi’ kavramına da ad olan- ‘Encyclopédie ou Dictionnaire’de, Fransa topraklarında gençliğin siyasal ve askeri bir güç olarak sahneye çıkışının, Roma fethi öncesindeki Galya toplumlarına kadar uzandığı anlatılmakta.
O dönemde, Kuzeyli Kelt kabilelerinden gençler, savaşçı sınıf kimlikleriyle kabile meclisleri ile ileri gelenler arasında önemli bir baskı unsuru olarak yer almaktaydılar. Bu yapının en somut tarihsel figürü ise Romalılara karşı büyük Galya direnişini örgütleyen Vercingetorix’ti. Arverni kabilesinin bu genç lideri, Roma ile uzlaşma yanlısı olan yaşlı ve temkinli aristokratların hegemonyasına karşı isyan bayrağı açmış, topladığı genç savaşçı kitleyle radikal bir ulusal direniş hattı inşa etmişti. Vercingetorix, başarısız olup direnişin sonunda silahlarını Romalı general Jül Sezar’a teslim etmek zorunda kalsa da bir kahraman olarak tarihe geçmişti. Hatta Fransız yazar René Goscinny ve çizer Albert Uderzo, dünyaca ünlü çizgi roman karakteri Asteriks’i bu tarihi şahsiyetten ilham alarak üretmişlerdi.

ORTA ÇAĞ’DA ÜNİVERSİTELERİ İKİ YIL KAPALI TUTTULAR
Fransa topraklarındaki gençlerin bir başka isyan hareketi de 13’üncü yüzyılda görülmüştü. Modern Fransa’ya gidilen yolda Paris, gençliğin ve entelektüel hayatın merkezi olmaya başlamıştı. Latince konuşmaya hevesli üniversite öğrencilerinin yoğunlaştığı bölgeye de Quartier Latin (Latin Mahallesi) denilmişti. Sık sık devlete kafa tutan bu gençler, 1229 ile 1231 yılları arasında ise mutlak bir eğitim boykotu yapmıştı. Kilise ve krallık otoritesi şiddet de dahil ne yaptıysa Paris Üniversitesi Grevi’ni bitirememiş, öğrenciler tam iki yıl derslere girmemişlerdi. Nihayet merkezi yönetim geri adım atmış, bunun üzerine öğrenciler boykota son vermişti.
FRANSIZ DEVRİMİ’NDEKİ GENÇ ‘KÜLOTSUZLAR’
Fransız Devrimi de (1789) gençlerin hemen her aşamada ön saflarda oldukları toplumsal bir olaydı. Bastille Hapishanesi’nin zapt edilip kapılarının açılmasından Jakoben Kulüpleri’nin ateşli tartışmalarına kadar devrimin her aşamasında ana motor güç gençler olmuştu.
Gençlerin; diz altına kadar olup çorapla kombinlenen, bu haliyle de sahibinin ağır işlerde çalışmadığın gösterip aristokrasinin simgesi sayılan pantolonları reddeden tutumu, ülke çapında bir gösteri pratiği haline gelmişti. Kendilerine ‘Sokakların Muhafızları’ adını veren gençler, diz altı pantolonları giymeyerek, ‘Sans-culottes’ (Külotsuzlar) hareketini başlatmıştı. Yine gençler, 1792’de Avrupa monarşileri karşıtı eylemlerde ‘La Marseillaise’ marşı eşliğinde etrafı yakıp yıkmaya başlamışlardı. Gençler, bütün bir devrim süreci boyunca, gösterilerinde barışçıl unsurlara çok az yer vermişler, Paris sokaklarını şiddet dolu görüntülerle doldurmuşlardı.
68 OLAYLARI: ŞIMARIK BURJUVA ÇOCUKLARININ ANARŞİST MACERACILIĞI
Yirminci yüzyıla gelindiğinde ise Fransa, gençlik hareketlerinin en küresel ve radikal örneğine sahne olmuştu. Paris Nanterre Üniversitesi’nde 1968 Mayıs’ında başlayan öğrenci hareketleri, sadece Paris, sadece Fransa ve Avrupa’da değil, kelimenin tam anlamıyla dünya çapında bir eylem zincirine dönüşmüştü.
‘Anti-emperyalist, özgürlükçü ve devrimci’ etiketli taleplerle başlayan eylemlere bir süre sonra ‘sınırsız cinsel özgürlük’ talepleri de eklenmişti. Polisin sert müdahalede bulunduğu olaylar bir süre sonra Latin Mahallesi’ne sıçramış, oradan da bütün Paris’e yayılmıştı. Gençler her yerde parke taşlarını söküyor, gaz bombaları patlatıyordu. 10-11 Mayıs Barikatlar Gecesi ise toplumun birçok kesiminden eylemlere katılıma sahne olmuştu. Gösterilerde 10 milyonu aşkın işçi yer almıştı. Olaylar o kadar çığırından çıkmıştı ki Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, askeri destek arayışına girmişti.
‘Devrimci’ olduğu iddiasındaki kaos ortamında dikkat çeken bir nokta da dönemin komünist paktının lideri olan Sovyetler Birliği’nin 68 olaylarına mesafeli durmasıydı. Sovyet yönetimi, Paris başta olmak üzere Batı başkentleri sokaklarındaki eylemleri ‘şımarık burjuva çocuklarının anarşist maceracılığı’ olarak görüyordu. Kendileri de katı birer otoriter olan ‘Ortodoks komünist’ önderler, öğrencilerin talepleri arasında otoriteryen yönetim karşıtlığının da yer almasından rahatsız olmuşlardı.
